Şair Hüseyin KOTAN

ESKİ

Bir teselli ararken Çıkıverdin karşıma Şaşırdım… Yalnızdım, yaralıydım… Öylece kaldım. Merhaba derken Kıvrılan dudaklar, dökülen kâkül Çehre gül… Nihayet Hayret… Konuşmaktan korkmak Ne kadar zor, ne kadar acı Geçmişin izi, İçimde ki sızı oyarken beni Ne oldu? Zamanı mıydı şimdi karşılaşmanın Gerilere gitmemin… Bük boynunu Eğ başını Kaçır gözlerini Görmek mi, bırak Konuşmak mı, Kurumuş dudaklarda kalsın Dökülen kâkül… Onu da toplayan biri çıkar Boş ver Yürü git Ayrılık kurdu Oyduğu kadar oysun İşte gönül sen busun Yandığın boşuna Gitmezsin eskinin hoşuna Eski, eskide kaldı Sevdanın ipini Hatıralar aldı Yürü… Yürüdüm Kaçarcasına, uçarcasına Yürüdüm… Bu gün Eskiyi gördüm…

EFKÂRIM

Bu gün yine efkârlıyam, Dumlu dağı duman sarmış Yaralıyım, yaralıyım, Gurbet-sılâ esir almış Gönül yargun, ciğer pâre, elim yetişmez ki yare Aşk derdine biri çare, buldum diye namın salmış Kapı açık, eşik yüksek, can sineye olur destek Her şey yalan ölüm gerçek, diyenleri korku almış Bu ne çile, bu ne huymuş, gelen yemiş giden doymuş Yar otağın yüksek kurmuş, kanatsızlar yolda kalmış Gül başına, gül başına, sitem etme yoldaşına Çıksan Ağrı’nın başına, deli esen bora yelmiş Kimi uzun, kimi kısa, kimi sopa, kimi asaTaşla gülü etmez tasa, her geleni Hakk’tan bilmiş Dünya helâlinde hesap, haramında olur azap Karışırsa samanla sap, unutulmaz yara dilmiş Âhu değil, gözü güzel, Yunus değil sözü güzel Yüreğinde sızı güzel, Üveysi’yi dostum bilmiş

EFENDİM

Dervişan dostların nur edâsına Yandıkça yanasım gelir efendim Muhabbet sofrasın hoş sedasına Daldıkça dalasım gelir efendim Cenneti âlâ da sonsuz nimeti Andıkça anasım gelir efendim Lebbeyk sesinde Hüdâ emrini Bildikçe bilesim gelir efendim Zulmetten nur’a sevda yumağı Çözdükçe çözesim gelir efendim Sema da nefsin zalim bağrını Ezdikçe ezesim gelir efendim Her daim Rabbime tövbeye dilim Döndükçe dönesim gelir efendim Kalbime zikrin her darbesini Vurdukça vurasım gelir efendim Rabbime huzurda edeple huşu Durdukça durasım gelir efendim Huzur-i kalp ile emri nehyini Tuttukça tutasım gelir efendim Habib’e muhabbet boynumun borcu Eğdikçe eğesim gelir efendim Canımdan daha çok din-i İslâm’ı Sevdikçe sevesim gelir efendim Mübarek beldede Rabbin beytini Gezdikçe gezesim gelir efendim Şu yalan dünyada iblis şerrini Yendikçe yenesim gelir efendim Mânâ’da Pîr’im Şah-ı Geylânî Sevdikce sevesim gelir efendim Uğrunda bu canı verdim fedâya Öldükçe ölesim gelir efendim Sofi ya yolunda huzur atına Bindikçe binesim gelir efendim Menzili maksutta otağı Leyla Vardıkça varasım gelir efendim Sardıkça sarasım gelir efendim Kaldıkça kalasım gelir efendim

DOSTUM GELİYOR DOSTUM

Bezensin dem haneler Dostum geliyor dostum Toplansın tüm sevenler Dostum geliyor dostum  Bütün hastalar kalksın Gözler yollara baksın Çaylar ummana aksın Dostum geliyor dostum  Gelen Hakk’ın eridir Taşı, demiri eritir Merdane bir yiğittir Dostum geliyor dostum  Meclisler bir, bir okunur Dizler dizlere dokunur Tevhid gönüle sokulur Dostum geliyor dostum  Gözler sevgiyle nemlenir Yürekler aşk’la demlenir Derviş zikirle dinlenir Dostum geliyor dostum  Gök kuşağı açmış İl’de Hakk’ın ismi her an dilde Bülbül gönlü güzel gül’de Dostum geliyor dostum  Haber geldi Medine’den Yola çıkmış dinlenmeden Herkes razı sevilenden Dostum geliyor dostum  Telli turnam havalansın Menzilde soluğu alsın Gönül Mevla için yansın Dostum geliyor dostum  Gülü sevdin koku sende Eridin Hakk’ın beytinde Hak ile Hak sohbetinde Dostum geliyor dostum  Baldan tatlı kıldan ince Zaman durdu sen gidince Gönlüm kavuştu sevince Dostum geliyor dostum  Evlad,iyal yolun bekler Seçilir tek içinde tekler Gülsün sema’da melekler Dostum geliyor dostum  Üveys Kâdiri yüzüm güldü Kalbim seninle öğündü Dönüşün toydu, düğündü Dostum geliyor dostum 

ÖLİREM

Tahtacılardan aşşağı gelirem Düşinirem gara gara Bir elim cebimde, öbüründe cigara Atarabası gidir ögümde, soğan yühli Yer çelpeşik, çamur Ahşamdan beri yağir ander yağmur Köşeyi döndüm, o’ni gördüm Atarabasının önünden geçti Bene bakdi… Off… gözleri ela sanki yanir Ele tikildim galdım, ağzım açık Herhal beni deli sanir… Durdum galdım, dizlerim titirir… Bir ösgürdüm, bir ösgürdüm… Az galdi boğulim, o’na gurban olim Anasının yanında gidir cump, cump Benim yüreğim vurir gümp, gümp Ne oldi bene? Heç anlamadım. Onnar gidir ben gidirem, peşlerini bırakamirem Epey gettiler, bir fukaraya para verdiler Neden sonra, bahçeli bir evden içeri girdiler Ben galdim gapide… İçeri giremirem ele üşirem, ele üşirem… Ceryan direğine yaslandım O ince yağmur yağdi, yağdi, yağdi Bende direginen bile paslandım… Ondan sonra her gün oraya gettim O gözlerin yüzünden, işi mişi terk ettim Gece aklıma gelir, gahirem… Sağıma soluma bahirem yok. sonra yatirem. Alma bile yerken, gırmızısıni o’na verim diyirem. Ele içim yanir, ele içim yanir ki mantıs gibi Durmadan çay içirem. Bazen evde teh galdımmi… Otirirem birey ağlirem, sonra Ne olacak bu halim, ben neydim diye Vele hevle çekirem. Yüzüme değilde, güliller dalıma Bende hayrat edirem gendi halıma… Ula elin gızi evde oturir Sene davun değir? Senin neler çektiğini bilir mi? Bilmir… Sen neye üzilirsen, senin neyin diyirem. Gene en çok o’ni düşinirem. Bizim orada bi’tane gehve var, Sandalyeleri odundan, uzunca, ama dar Arada bir gidirem, çay içirem… Bir emi var orada, gapıya yakın oturir Elindeki cigarayı bele çekir, çekir savurir… Eski herif, yaşli, Saçlari dökülmüş enli gaşli. Bir gün; Selam verdim oturdum yanına Boğuldum içtiği cigaranın dumanına Dedim emmi gusura galma, İster beni mehele al, ister alma Durum bele, bele gidir görirem Gece gündüz o’ni düşünirem, ölirem… Şöyle yavaş, yavaş döndi yüzüme bakdi Kısdikten yeni bir cigara daha yakdi Dumanıni çekti içine, sonra dışarı savurdi Kısdiği kaldırdi hersinen yere vurdi! Sandalyeden doğruldi, bir daha oturdi Eyvah oğul, sen yanmışsan getmişsen,  Bu gara sevdaya benzir pohi yemişsen İster gül ister ağla, heç fargetmez O’ni alsanda, almasanda bu derdin bitmez Ne diyim, ele zorki anlatmak Yaşarken sararıp galkarken, boşluğa bakmak Ne etsen ne yapsan derdin bitmez, Canın bedende iken, aklın kar etmez. Allah vere, helel süt emmiş ola Yoksa yandın gettin, hayatın maf ola Benide benden alan bu derd idi Kor olacak gözlerim, o gözleri niye gördi ki İçimi yaktın, Allah sabır vere Bu gayfede senede bir sandalye düşe Bol bol ağla için açılır dedi… Boynuni bühdi, gafasıni salladi, getti Galdım masada, bir başıma Neden sonra garson dikildi garşıma… Bir şeyler öğrenip yapsaydım bari Hesabi ödedim, çıktım dışari… Ellerim cebimde, düşinirem gara, gara Heç düşmez oldi dodağımdan cigara… O gündür, bu gün oldi hele düşinirem Bu ne zor derdimiş O’ni görsemde, o’ni görmesemde Ölirem…