HANİ
Gönüle saplanan kama gibisin Muhteşem libasta yama gibisin Gözleri görmeyen âmâ gibisin Tükenmiş mecalin kolların hani? Gece gündüz masivayı işledin Ölümsüz hayatı ister düşlerdin Bed dilinle müminleri taşlardın Kibir tasladığın hallerin hani? Servetler toplayıp vermişsin sele Oğlunu kızını kaptırdın ele Kararmış umutlar kapılmış yele Talana uğramış, malların hani? Çalım satar endam ile yürürdün Kibirlik libasın yerde sürürdün Uzak yakın her tarafı görürdün Çıkmaza uğramış, yolların hani? Lokmayı haramı bolca yutardın Alime arife çamur atardın Beşe alır binbeşyüze satardın Geçer akçe etmez, pulların hani? Meyil verdin cimri ile zalime Burun büktün iman ile ilime Hırlamıştın Kur’an ile gülüne Söylemez doğruyu, dillerin hani? Ters yüz olur madalyonlar resimler Unutulur şöhret ile isimler Toprağa karışır nazik cisimler Uğramaz bülbüller, güllerin hani? Kaderin yazısı düzdür silinmez Evvel ahır ne olacak bilinmez Menzile varmadan asla gülünmez Gül benzin sararmış, alların hani? Mazlumlar derdine olmadın derman Katline çıkardın bir sürü ferman Ukbada hesabın görülür yaman Tükenmez sandığın günlerin hani? Üveys kadiriyim hakkı söylerim Aşkın menziline hedef eylerim Gaflette geçen demi neylerim Mevla’ya açılmaz ellerin hani?
GÖNÜL
Sordum kendi kendime Ne haldesin bak gönül Her yer yıkık, virane Aşk çırağın yak gönül Yıllarca hep aradın Kulluğu kolay sandın Olmak ise muradın Benliğinden çık gönül Kur nefsine tuzağı Gör yakını, uzağı Noksan ahret azığı Çaresine bak gönül Geçmeden olgun çağın Kışın, yazın, baharın Al şu tevhit sancağın Aşk burcuna dik gönül Gör kalbinde karayı Dağla her gün yarayı Yakmak için çırayı Çakmağını çak gönül Rabbinin emri böyle Tevhide devam eyle Hakk’ı bil, doğru söyle Başka çaren yok gönül Yapış canan eline Düş gurbetin seline Gayret seher vaktine Dost iline ak gönül Üveysi gönül acın Tevhit senin ilacın Tevazu ihlas tacın Al başına tak gönül