İMZA GÜNÜM
Öliremi bastırdım Gösgümi şişirirem Dünyayı sarsacağım Çok şeyler düşünirem Kitabın imza günü Heyecanım durukta Onbeş saat bekledim Kitapçı da soğukta İki günde beş kitap Üçünü tanışlar aldı Biri beni sevirmiş Biride garibe kaldı Sağ olasız a dostlar Ben ne hata yapmışım Ömrümün sevdâsını Bir garib’e satmışım
HOŞ GELDİN RAMAZAN
Hoş geldin… Kurumuş ağzımda dilim dönmese de Uykusuz gözlerim kapanıp süzülse de Sefalar getirdin. Seni on bir aydır bekleriz Hazır ordu olmayı çok severiz Her dem ye, iç ne kadar ayıp Nefse uymak büyük kayıp Şöyle açlıktan üşüyüp, Uykusuzluktan uyuşalım. Camilere varıp huzurda buluşalım. Varla yoku anlayalım. Rabbimizi tanıyalım İstikametimizi bulalım, kul olalım. Hoş geldin, sefa geldin Reyyan kapısını açan Hikmet pırıltıları saçan Hoş geldin… İçinde bin aydan hayırlı gece Seni seviyoruz hece hece Riyasız ibadetlerin baş tacı Azgın nefi slerin ilacı Mevla’m, sabredenlerle beraberdir. O yarattıklarına can ve rızık verendir. Daldık rahmet denizine Ne mutlu sana erişene Allah’ım… Nefsimizle baş başa bırakma Bizi yokluğun imtihanına atma Düşürme bizi zillete, Uğratma bizleri illete, Dostlarına dost et Düşmanlarına düşman et Ya Rabbim… Merhametinle bizleri affet Hoş geldin Ramazan Sende huzur buluyor insan Var’ı ile yok’u ile, Kulluğumuzu bile bile Hoş geldin Ey Şehr-i Ramazan Sende huzur buluyor insan…
BİR SEN SÖYLE BİRDE BEN
Garip gönlüm merhaba, bir sen söyle birde benBaş başayız tenhada, bir sen söyle birde ben Hakk’a boyun büktün mu? ,göz yaşını döktün mü?Çile- hasret çektin mi? , bir sen anlar birde ben Yaratana etme tan, günahlarından utan Odur mülkünde sultan, bir sen ağla birde ben Haktan rahmet inince, dil damağa değinceSeher vakti gelince, bir sen çağla birde ben Gök direksiz duruyor, aklı olan biliyorRızk’ı Allah veriyor, bir sen Fikret birde ben Elin, ayağın gözün, ağzından çıkar sözünYoktur benzeri yüzün, bir sen şükret birde ben Deli değil divâne, dolaşır hane haneHaf-i, cerhi bahane, birsen zikret birde ben Tövbe te masivayı, sığın lüce Mevlâ’yaCar kurban bu sevdâ’ya, bir sen yalvar birde ben Üveysi insanı tanı, bırak şöhreti şânıAlemlere sultanı, birsen seyret birde ben
AT
At’ın iskeletinde iki yüzeli iki kemik bulunurAt’ın anatomisi acizane aşağıda sunulurAt hiç yem yemeden yirmi gün yaşarAt suda yüzer,dağları,ovaları aşar Vücut ısısı otuzsekiz santigrat derecedirDerisi sağlam dayanıklı kavicedirKalbi dakikada kırkiki defa atarAt,tavla denilen mekanda yaşar Kalp ağırlığı en fazla yedi kilogramdırBir dakikada otuzbeş litre pompalanan kandırYarışlarda bu oran yüzkırklara kadar çıkarAt koşar iken burun deliklerini muazzam açar At ile günde yirmibir kilovat enerji elde edilirAt ile bin kilometre uzaklığa kadar gidilirAt’ın sırrı sabır,anahtarı sevgidirAt ile ne kadar övünülürse yeridir Etinden,sütünden.gübresinden faydalanılırEn kaliteli Tutkal,at kemiklerinden yapılır5883 ve 6132 sayılı yasalar at ile ilgilidirAt sütünden yapılan Kımız insanı dinlendirir Üçyüzkırkaltı gün sürer at’ın gebeliğiNüfus cüzdanının adı ise PedigriAt kutuplar dahil her yerde yaşayabilirBirbuçuk ton yükü saatlerce taşıyabilir Davul bile vurur dengi dengineDon denir at’ın vücudundaki kıl rengineAt’a alıcı gözü ile baktın mı hiç? ne şahaneAt’ın üzerindeki beyaz lekelerdir Nişane Nişaneler alnında olursa Akıtma denirAyaklardaki nişaneler ise Seki diye söylenirAltmış kadar çeşidi vardır soy kütüğüne geçirilirAtta Kızılkurt görülünce yarımlık rakı içilir Güzellerin koluna takılan Hal hal’dırAt’ın asıl donları Yağız,Doru,Kır ve Al’dırAt’a iyi binen biniciye Cündi derlerAtlar organik ve inorganik maddelerle beslenirler Akhal-Teke Türk Atı beşyüz kilometre koşarYakut atlar kutuplarda bile yaşarMoğol at’ı güçlü ve dayanıklıdırArap at’a doyum olmaz o çok farklıdır İngiliz atı çok süratli ince bellidirZarif boyunlu,derin göğüslü bacakları kemiklidirTamamı kırkiki kısrak ile üç aygırdan türemiştirHassas bakım,ihtimamla haralarda üremiştir Arap atı başı küçük gözleri zeki ve parlakGöğüs derin ve geniş,tırnakları yuvarlarÇok az yem yer,munis,insana çok yakındırGörünüşü muhteşem,sekişi ceylanı andırır At baldırla,dizginle, ağırlıkla idare edilirAt ile Erzurum’dan Konya’ya kadar gidilirYürüyüşleri adi,tırıs ve dörtnaladırEn güzel rehvar yürüyüş arap atında vardır Tavla zemin yüksekliği altmış santım olmalıPencereleri güney-güneydoğu yönünde bulunmalıDört metre yükseklik,oldurca temiz havadarEn iyi tavlada ençok onbeş derece isi var Barışta vefalı, savaşta can yoldaşımızSünnetlerde, düğünlerde sırdaşımız, arkadaşımızÇeviklikte,kuvvette altımızda muazzam tahtımızKültigin’in boz atı ile açıldı bahtımız Koç kafalı,yüksek boylu, yaygın gövdeliSuna gözlü, ceylan sekişli, heybetliAta kadar,Evlat kadar, Can kadar kıymetliAllah Resulünden övgülü,hürmetli Asırlarca etinden,sütünden kılından faydalandıkKaynaklandık üstüne,yedik içtik, savaştıkKafkasyadan İran’a, Mezopotamyadan Avrupa’ya aktıkFatih’le çağ kapattık,Yavuz’la halifelik aldık Dost dost’u arar bulur,asla unutmaz bilirimNasipte varsa Aşkal’e Güldere’ye gelirimBir çift ela göz uğruna,gönlümde büyük sevdalarSana uzun ömür,mutluluklar İbrahim Kırkpınar Bu bilgileri Ertuğrul Güleç beyin kitabından aldımAnkara 1986 baskı okudukca AT’a sevdalandımYazdıkca bu şiiri sevdam indi derineKurban olam ey yar senin ela gözlerine
SOFRA DUASI
Habibullah beyanıdır Yemek dinin icabıdır Cömertlerin ihsanıdır Allah, Allah, Allah, Allah Şükür, Elhamdülillah Sağ elle yemek sünnettir Sünnete uymak nimettir Güzel haslet merhamettir Kâdir Allah, Kâdir Allah Şükür Elhamdülillah Amel niyete göredir Davete uymak sünnettir Nefis yalanlar söyletir Şehid Allah, Şehid Allah Şükür, Elhamdülillah Tatsız tuzsuz dememeli Acıkmadan yememeli Kahkahayla gülmemeli Lâtif Allah, Lâtif Allah Şükür, Elhamdülillah Temiz rızıklardan yiyinHâya gömleğini giyinYetimleri sevindirinRahman Allah, Rahman AllahŞükür, Elhamdülillah Yaşamıyor canlı susuzYetmiş derde devadır tuzTevhid eder beden uvuzGafur Allah, Gafur AllahŞükür, Elhamdülillah Gönül zenginliği bitmezNasipten fazlası gelmezKibirlinin malı yenmezRahim Allah, Rahim AllahŞükür, Elhamdülillah Kerim Mevlâ eder ikramHabibine salât-selâmMuhabbetle söyle kelâmSâmed Allah, Sâmed AllahŞükür, Elhamdülillah Çok yiyenler erken ölürKara toprağa gömülürSabır edenler övülürSâbur Allah, Sâbur AllahŞükür, Elhamdülillah Zahitlik tacın takınAshabı suffe’ye bakınÇok yiyen karından sakınHayy Allah, Hayy AllahŞükür, Elhamdülillah Haddi bildiriyor Rezzâkİfrat ve Tefridden uzakNefsin sana kurar tuzakKâbid Allah, Kâbid AllahŞükür, Elhamdülillah Dağlar, denizler geçesinZemzem suyundan içesinCennette köşkler seçesinSelâm Allah, Selâm AllahŞükür, Elhamdülillah Gök katından su getirirYerden nimetler bitirirCümle mahlûka yetirirRâfi Allah, Râfi AllahŞükür, Elhamdülillah Çekilecek göğe kur’anOlmayacak onu duyanBahtiyardır Hakk’a uyanAlim Allah, Alim AllahŞükür, Elhamdülillah Hakk’ı halka kesmeyesinVermeyince küsmeyesinŞifa verir Tâha-YâsinAziz Allah, Aziz AllahŞükür, Elhamdülillah Seher vaktinde inleyenAf ve mağfiret dileyenNe güzeldir Allah diyenKerim Allah, Kerim AllahŞükür, Elhamdülillah Pîrlerinden himmet alsanAşk’ın deryasına dalsanTalip değil matlup olsanKayyum Allah, Kayyum AllahŞükür, Elhamdülillah Üveys kâdiri ÜnümüzSekiz köşeli gülümüzDostla geçiyor günümüzAhad Allah, Ahad AllahŞükür, Elhamdülillah
TATLI KIZ
Tatlıyı seven tatlı bir kız sevdim Bakardı uzun uzun, kaçardım gözlerinden Anlatmak isterdim derdimi, umursamazdı Söylerdim güzel sözler, bana mısın demezdi İçten gelen duyguları anlamazdı, geçerdi Manalı bir söz duymasın, bakışlarla biçerdi Ben anlattım anlamadı, içinden neler derdi Bazen bana güler, bazen delisin derdiBir durak tavsiye ederdi, bana durmadanHer sözünde yağcılar durağına geldik derdiİçten gelen duygulara dur demek niçinBen istesem de durabilir miyim sensizO durakları yıllar öncesinden geçtim, tek tekGeri dönmek var mı, dönebilir miyim hiçAma istiyorsan gitmemi, zaman zamanBir sesleniş kafi olsam da uzaktaKaderde ayrılmak varsa, ne yapalım ayrılamamAradan yıllar geçse de, bayramlarda hatırlayamamBu benim senden son dileğim olsunDilerim hayatın mutluluklarla dolsun
BİLEN ANLATSIN
Yıllarca yürüdüm ardınca senin Bana bu sevdayı, bilen anlatsın Karardı şafağın sensiz gecenin Bana bu sevdayı, bilen anlatsın. Gönül sevmez ise gözler ağlar mı? Ayrılık acısı gönül dağlar mı? Yanmayan gönülden sevgi çalar mı? Bana bu sevdayı, bilen anlatsın Toz duman içinde geçiyor günler Açmadan soluyor dalında güller Susamış sevgiye canlar, gönüller Bana bu sevdayı, bilen anlatsın. Bir vefâ aradım bülbülde ney’de Bir sefâ aradım günde gecede Avâre su misali geçen ömürde Bana bu sevdayı, bilen anlatsın. Üveys kadiriyim yaram derince Ölümsüz güzeli sevdim gönlümce Toprağı üstüme vermezden önce Bana bu sevdayı, bilen anlatsın.
ŞEHIT EMANETİ
Güneş kıyamete doğuyordu Gelibolu yarımadasının çamları huzursuz Karşıda Lapseki sırtları, Kereviz deresi Alçıtepe, Anafartalar…birbirinden ayrıcalığı olmayan Granit, keskin bıçak ağzı kayalar Güneşin acımasızlığı toprağa vurmuşKoca çimende bir kaval sesiHüzün dolu…Taylar geçidini aşıp, şahin sırtlarına ulaşıyorBir şehid emaneti sabahın köründeKaval çalıyor…Zamanın işaret taşlarını andıran insanlarBeş on adım ileri, beş on adım geri geliyorVagonları kırık dökük doluluğu küsmüş trenYükünü çekmekte zorlanıyorHalsizleşmiş ağaçlar, kelleşmiş tepelerdenTren. Çanakkale ye yol alıyorİstenmemiş bir yerden geri dönmüş,İstenmemiş bir yere gidiyorBir ŞEHED EMANET’ iGöğsünde kırlangıç uçuşlarıKötülüksüz bakan gözlerleCesaret tepesinde, yanlı…Kaval çalıyor…Çalıyor… çalıyor…
YOLUM DÜŞTÜ MEZARLIĞA
Türlü türlü cilve yaptı Dünya bizleri aldattı Boşa aldı, boşa sattı Yolum düştü mezarlığı Sıra kimde bilemeyiz Bile bile gelemeyiz Nasip varken ölemeyiz Yolum düştü mezarlığa Ne kışlığa, ne yazlığa Ne çokluğu, ne azlığa Dostlar başlar hazırlığa Yolum düştü mezarlığa Salihlere yoldaş olsamSadıklara kardeş olsamYüce dostla sırdaş olsamYolum düştü mezarlığa Ömür bitti, çeyrek kaldıDiş döküldü, seyrek kaldıGariplere bir aşk kaldıYolum düştü mezarlığa Riyâsı yok, gıybeti yokServeti yok, rüyası yokBuradan güzel alâsı yokYolum düştü mezarlığa Hak ve hukuk çiğnenmiyorYalan,küfür söylenmiyorGelen gülüp, eğlenmiyorYolum düştü mezarlığa Hasat bitti, hazan olduÖmür geçti, güller solduElâ göze toprak dolduYolum düştü mezarlığa Ecel sunar bize sâkiTaşta beyan hüvel bâkîDoğan kulun akibetiYolum düştü mezarlığa Selvileri sıra sıraBu gün bana, yarın sanaAkibek bu anlasanaYolum düştü mezarlığa Zaman, mekân dürülecekMünker-Nekir görülecekCümle hesap sorulacakYolum düştü mezarlığa Geyre kalan hoş bir sedâNe cilvedir, nede edâBütün dostlara elvedaYolum düştü mezarlığa Her baharın sonu hazanDüzen kurup, düzen bozanKurulacak sırât-mizânYolum düştü mezarlığa Cümle ruhlar kalkar yerdenBeri olsak, kirden terdenYeni vücut, yeni bedenYolum düştü mezarlığa Üveysiyem oldum talanDünya fâni, dünya yalanVar mı daim burada kalanYolum düştü mezarlığa
ACIKTIN MI DADAŞIM
Zaman değişir, türli tevür şeyler olirMilli olan her şeyimiz sessizce gaybolirBu gayıpları ne arayan nede soran varSize eski yemekleri annadim mi gardaşlar? Davul bile vurur dengi dengineGeysefe’nin eyisi her zaman zengineMısırı çekeller,südünnen Haşıl ederlerGış gecelerinde hasır dokumaya gideler Hesdelere yediriller sarı yağli HasutaDamara gan gele erden ere maksudaKerti eymekleri yumurta soğan ile yayallarAcıkmışın önüne Cılbıra’yı goyallar Epey zehmetlidir inceden Yumurta PilavPisik bile görünce derki miyav miyavLahana’nın galınlarından acılı KapusgaGuşgananın içinde nasılda gasılır hasba Un gavurmasından yaparlar sıcak olur herleSoyuk alanlara içiriller terle babam terleYufgadan üç köşeli kesilmiş Tatar BöreğiSarı yağdan,yoğurttan görünmirki göbeği Tarhınlı yaparlar Mercimekli Kesme Çorbası’nıDadaş yedimi elbette sever gaynanasınıSoğan,yumurta gavurmadan MıhlamaBulgur pilavi var yanında gıgıldama Soğan,Şalğam dolması hep etinnen olurŞalgamların yanına bolca yoğurt gonurPeşgunun ortasında Garışık Turşi dururFanos’un kölgeside garşıki duvara vurir Soyuk gecelerde bazen Bulgur ŞilesiBulunur içinde binbirtürli hilesiYufgadan keserler degirmi degirmi Siron’uHaşmetli tepside sen seyreyle bir onu Buğdayı,arpayı gavurur Gavut ederlerSarı yağlı bal şerbetini ortasına töker yerlerEveliğin yaprağına sarılır Lor DolmasıYemeklerin has sosu alâsı mı alâsı Su Böreği sofralardan heç eksik olmazGadayıf Dolması’nın üstüne datli bulunmazGaz Lokması’nın boynu büklüm büklüm bükülürEkmek Gadayıfı’nın üstüne bolca ceviz dökülür Terbiye görmüş etleri böyük şişe düzellerOcağın garşısında hızli hızli gezellerOdun saplı Cağ’a tike tike kesellerEcem eymek,guri soğan yiyemezsen küseller Sıcak yaz günlerinde ne güzeldir Ayran AşıHöpürdeterek içmezsen gözlerin olur şaşıYanında varsa tandırda gızarmış KelleArdından bi tütün sar telle babam telle Her zaman hazır olur yağda gızarmış BişiYazın uzun günlerinde yersin etli ÇirişiPirpirim’de bulunur bolca sığır gıymasıYanında nazlı nazlı yenir İncir Dolması Toplanır temiz yerden Yemlik ile TereLavaşınnan,lorunnan muhaggak girer eveKartoldan,yoğurtdan yağdan yapılır BoraniLezzet bilenler olmuştur mubaregin hayrani Çırtma Löbiye’yi gemikli etnen yaparsınNar gibi sobaya duzli kartol atarsınÇilek Soğan’ı üç barmağınnan dutarsınGara gözli Tıs Üveze iştahınnan bakarsın Özene özene geldik işin sonunaGıymetli arkadaşım geldi girdi golumaHerhal yengen bişirmiş Gavurmali HıngelEhdaman etti Kotan’ı alda gel Daha çokyemeğimiz var,hepsini sayamadımBunca yıl hür yaşadım ERZURUM’a doyamadımVarsın zaman değişsin türli tevür şeyler olsunMutfağıza bereket,hanenize sıhhat dolsun KOTAN yazdı size ecayip yemek destanıYemedinse bu yemekleri yede lezzeti tanıİşte sokağın başında göründi Godida BeşeGönüle sevgi dolsun ömür geçmesin beleşe