Şair Hüseyin KOTAN

AĞLAMAK ZAMANI

Beklemek… Ümitle beklemek Her bakışı okşamak Her söze dokunmak Solmak… Korkunun çoğaldığı Gururun kabardığı Renklerin sarardığı An… Çaresizlik Sır ve mahkum Her yer duman Deniz çılgın Duygular hırçın Çöreklenmiş yüreğe Ayrılığın urganı Şimdi… Ağlamak zamanı Essin deli rüzgar Dökülsün yapraklar Yerler cıvıl, cıvılDallarsa çıplakYine gül satanlar varSevdalılaraZaman keskin bir kılıçKesiyor her yanımıŞimdi…Ağlamak zamanıÜmit bitmeyen sermayeBelki ilerideYanaklar al, al…Kabuslar perde, perdeSevgili nerde…Ufuklar solgunSevenler yorgunKemanın feryadıHer yerim acıYıldızların altındaSensizliği yaşamakDilek tutup sessizceBoşluğa bakmakFotoğrafl arı bir, birAteşe atmakDalgalarda martılarDuraklar boşYollar kıvrım, kıvrımGeceler loşSen bildin mi hayranıŞimdi…Ağlamak zamanı.

ÇARESİZLİK

Çaresizlik nedir bilir misinTatmadın nereden bileceksin Günlerce durmadan ağladın mı Ağlamadın nereden bileceksin Kocaman bir deryada Yapayalnız kaldın mı hiç Bir ümit ışığı aradın günlerce O’nu bulabildin mi hiç Susuz sıcak buram buram Kaynayan kumlu çölde Serin bir damla suyaHasret kaldın mı hiç Tutuşmuş bir yapınınAlev alev damındaKorkunç duman içindeAllah’a yalvardın mı hiçİşte bu çaresizlik Benim içimi yakan Uzak uzak bir yerden Sana gizilce bakan Bir çift göz görebildin mi hiç Körsün…göremezsin ki.

GİTME

Gözün gözümde Elim yüzünde Öylece bakmıştım Ne hesaplar yapmıştım Bugün, yarın, bugün, yarın Derken; Ayrılığa kendimi hazırlamıştım Sonu yoktu sevdamın Güçlü olacaktım Dayanacaktım Belkiler arasında, Sen ana kadar, Boyun büküşün, Yavaşça yaşlanışın Süzülüşün… O son dokunuşta Çıkmıştı feryat… Gitme… Gözler nemlendi, Bakışlar kilitlendi Belkiler bitti… Yüreğim söküldü Son bir hamle Hoşça kal… Yapma… Bu bir İstek değilFeryattır…Ümitlerim,hayallerimKör kuyuya aktı,Gitme…Gitme…Gitme…Azalan seslerNefesler…Gitmen gerekiyorduGittin…Hani benzin dökülür yaHani kibrit çakılır ya,Hani alev yayılıryaİşte öyle alev aldımİşte öyle yandım…Bir anda vurgun,Bir anda sürgün,Şimdi her yer gurbetPervane ışığa,Toprak suya,Ben sana doyamadımSeni senden başkaHiç kimseden soramadımSevdama adres bulamadımHer şey var…Herkes var…Sen yoksun…Ölmedin…Gittin;İşte öylesineÖyle zor ki kavramak,Öyle zor ki anlamak,Öyle zor ki anlatmakHışırdayan etekSavrulan hatıralarVe ben…Offf…Yiyorum hiç,İçiyorum hiç,Uyuyorum hiç,Hiçler içindeyimSağım,solumÖnüm,arkamAltım,üstümHiç…Öyle yalnızım,Öyle hiçim kiGöz yaşlarımda olmasaYa sen!Sen nasılsın?Gittin ya…Rahat mısın?

ÇÖZÜLMEYEN SEVDALAR

Gül güzelim gül Güller açsın yüzünde Sana gülmek yakışır Gül görünür gözünde Gece serin ve sessiz Ümitler indi suya Yakamozlar oynarken Acılar dindi güya Alış veriş başlamış Can pazarı aryada Caddeler kalabalıkSen yoksun ki buradaNefeslerim sıklaştıBakışlarım baygıncaNeye yarar şu dünyaSen olmayıncaAlamadım kendimiSevda denen ummandanBüzüldü dudaklarımRabbe dua sunmaktanSen varken her şey güzelSen yoksan dünya yalanBoşalır gökten yağmurÇağlar, coşar da sularGecenin karanlığındaÇözülmeyen sevdalar…

ATLI CIRIT OYUNU

Aziziye tabyalarından doğarken günBahar gelmiş Dadaşlar ediyor düğünGünlerce beslenmiş tımarlı atlarGören düşmanlar hasetten çatlar Erkenden suya çekilmiş,yemi verilmişBöğürlerine kuyruk yağı sürülmüşZahma kayışları kontrol edilmişTez-Elti’si dikkatle düzeltilmiş Taranır,süslenir,yelesi güzelce örülürHava durumuna göre,kuyruğu dürülürGözden geçirilir bir daha özengilerCirit vakdi yaklaştı buyurun beyler Cirit değenekleri terkilere koyulurDavul zurna ile cenk havası vurulurDadaşlar coşar,atlar birbirine karışırÇocuk,genç,ihtiyar,hep birlikte bağrışır Cirit sahası düzgün,tel örgülerle çevrilmişAlay Durağı sonuna,ikaz bayrakları dikilmişİlk çıkış hakkı,sahayı kaybeden takıma verilirBu heyecanlı oyun oturularak seyredilir Beş kişilik takıma Bölük,yedi kişiliğe Alay derlerCirit seyredenler durmadan Sımışka yerlerBölüklerin iki,alayların üç yedek atı bulunurTakımların adları orta hakem tarafından sunulur Takımlarda kaptanlar her zaman dört numaraTaktik verir arkadaşlarına,bağırır sağa solaÇift çıkışları önler alaydaki derinliği sağlarKesilen oyuncunun üç puanı silinir,anası ağlar Sırt ile atın Haşe bezinde aynı numara vardırGeniş çark yapan atın dönüş alanı dardırSilinir bir puanı yaptığı oyun boşa giderVurur atın boynuna,şap,şap ah! eder Yiğit oyunudur bu,oyunda olmaz HenekEğ başını Dadaş’ımgelen değnektir değnekGülle gibi,kurşun gibi hedefini seçerDadaş cirit oyununda kendinden geçer At oynata oynata geldi atış yerineBir yarım çark ile yaklaştı rakibineYa Allah dedi ciriti hasmına savurduKoç gibi rakip, gelen çiriti havada tuttu Yakın oyna dadaşım kalma uzakta naçarBismillah der,gönderir çiriti alaya kaçarRüzgarmı yetişir sana, anlı akıtmalı küheylanBakışın kaplan gibi sekişin ceylan Sen Sus kımik oğlan çıkma alayda kalBegemi sende buyur oyna,sende nasibini alŞenlensin çirit alanı, oynasın dadaşım barNe çabuk ğeçti vakit,bir saat amma dar Atlı çirit oyunu büyük maharet isterSağı solu kollamak,rüzgarla feraset isterSol elde dizginler, sağ elde kamçı gümüşSeyretmeişlerin dudağında yapmacık gülüş Sol elle dizgini tutup, sağ elle ciriti atacaksınBaldırınla ata hükmedip, alaya kaçacaksınGücün yeterse ardından gelen ciriti tutacaksınKorku dağları bekler,eğer yanına yumulacaksın Yerler titrer,şimşekler çakar dört nal giderkenGülerler adama orta alandan cirit atarkenHele erkan ile sevdiceğinde bu oyuna bakarkenGamı kalır yüreklerde eğer yanına yatarken Birde nara atarsın toprak altında kayarkenLakaplar bir bir sıralanır isimleri sayarkenEğer kestinse rakibini, taşıda gediğine koyarkenKeyiflenir dadaşım koçum,arslanım,ceylalın derdek Zaman gelir dizginleri azı dişler dişlerkenRakip cirit iki dal ortasını haşlarkenPehpehlerle el oğlu teraneye başlarkenEla gözlü yar gelir,selameti düşlerken Atlı cirit oyununu sizlere acizane sunuyurumAzıcık gayret ile beğeneceğinizi umuyorumCumartesi, Pazar lütfen evdi pineklemeyinFuarda cirit oyunun var, haydi seyrine gidin

EY GAR YAĞDI

Gar yağdi,ey gar yağdi Gararmış memleketin yüzi gözi ağardi Bacalar bir iştahınnan tütir Horozlar hep içerde ötir Nefesler çıhir buğli buğli Millet oldi cıfıt huyli Annadirsen ah ah diyiller Yoplsuzluklara of of diyiller Üçyüzbine parlement içiller Hava soyuk,yer soyuk Yürekler peynir gibi oyuk Altda uzun gopcalı donBotun çifti on milyonAyakta mor şaldan çorapCümle mnahlugatın hali harapOrtalık soyuk,itler dolanirAçlıktan mideler bulanirOğlan’sa fırfırik çevirirGamçıyi bele yandan vurirŞırrak! Şırrak!Ula…ula…mumladi bırakCam gibi parlak gabara buzdaGözide penceredeki süsli gızdaFırfırigin tepesine tükürirOrdaki renklere bakir bakir uğunirAğaçlardan gar düşmemişSoyuk uşakların cigerine işlemişHımigi burnundan akirArkadaşi aynı halda,ona bakirUla…burnun silYokki oğlum,haniya mendilYan döndü sildi burnunu golunaAttı elini arkadaşının omzunaMumlıyan fırfırik boynunu salladıGamçı üç kerre şırrakladıUla oğlum fırfırigi bırakHaydi gidah hızek gayakBir süri çocuk aşşahtan gelillerHepiside hızegin peşine segirdillerEller kıkırik olmuş,gözlerden sular akirGaymiyenler gayanlara hasutca bakirMezin ezen eder,ALLAHUEKBER ALLAHUEKBERUşaklar evlere gidiler teker tekerSobada kok kömürü,etrafi narOda sıcak,sofrada demlenmiş çay varPeşgunda kerti küflenmiş peynirRadiyoda dadaş türkisi söylir“yazıbilmem yazıbilmemokuram yazıbilmembu gış burada gışladıkgelecekyazı bilmem”tey tey gar yağdiey gar yağdimemleketin yüzi gözi ağardiGar en çokda uşaklara yaradi

AH SEN VARYA SEN!

Duman çıkir başımdan Uyku girmir gözüme Elim ayağım esir Aklıma sen gelende Sankim deli olirem Seni düşünirem Üşirem… Görende savuşirem Ah! Sen varya sen! Bir he desen… Telli turna gibiyem Canımdan ayrılmışam Şaşırmışam, galmışam Ne ötirem, ne tütirem Serseri mayın gibiyem Ne edim… bilmirem İpi gırılmış uçurtma gibiyem Gafa sallirem Ah! sen varya sen! Bir he desen… Kahveye gidirem Tavla oynirem Eyde zar dutirem Hep yek lazım olanda Seni niyetlirem Atirem… Hep yek gelir,Gülirem… Ah! sen varya sen Bir he desen… Sırt üstü yatirem Göge bakirem Gargaların kakasından gorhirem Elimde bir deste papatya Sevdâmıza bakirem Yolirem, yolirem, yoliremSeviri bulamirem Ah! sen varya sen Bir he desen… Dussuz helve gibiyem Dağılmışam galmışam Sana olan sevdamı Ay’a gün’e salmışam Sense hiç tınmirsen Daş gibi durursen Selam bile vermirsen Bi şey diyemirem, gahrolirem Ah! sen varya sen Bir he desen… Saçlarımi darirem Tarakları gırırem Aynaya poz verirem Tik tik gezirem Gözlerimide süzirem Sana giyeceklerimi Tek, tek ezberlirem Her gün prova edirem Ah! sen varya sen Bir he desen… Anam bakir halıma Dümsük vurir dalıma, hoş bilir Ula oğlum ne oldu Sararırsen, solirsen İnce hastalıkmı olirsen? Bişe diyemirem Yere bakirem Ceryan gözlüm Ah! sen varya sen Bir ne desen… Gara gün gararmadanYapraklar sararmadanMart gar’ıda yağmadanYolunu kesip, derdimi deşeceğimYa seninle, ya sensizYollara düşeceğimKorku yüreğimde dağEy yâr, zalim yâr…Ah! sen varya senBir he desen……Ya demezsen?

BABA GOGOR NE Kİ

Aylardan nisan toprak çok ıslak Yerlerde çürümüş bir sürü yarpak Acımasız gar’ın altında çok galmış Mevsimin hasretiyle yırtılıp yarılmış Yorgun bir günün sonunda evime geldim Hane sakinlerine selamımı verdim Gız mutfakta uğraşir, hanımın elinde tentene Yalan ürüzgarı başladı, herif gelsene hele Lise bitirmiş elinde bir guti Düğmesine basanda dıd diye ses gelir ne köti Uzandım baktım oğlum bu nedir? Sen neyinnen uğraşırsen dergilerin nerdedir? Babacığım buna TETRİS diyorlar Şimdi gençler hep bununla oynuyorlar Göz ucuyla baktım üstü bomboş bir ekran Alt tarafında üç düğme durir yan yana Oğlan birine basdi, dıd diye bir ses yayıldi Yukarıdan dörtlü bir kare en alt tarafa bayıldi Sonra üçlü, ikili, tekli gelir hayınnan Usta parmaklar çalışır vay vayınan Bir heyecan bir heyecan sormayın getsin Sofra gurulmuş, oğlan yemeği netsin Evladım bırak onu gel de ye yemeğini Sonra anlatayım sana eski günlerimi Gaşığı götürürken isteksizce ağzına Sordum oğlum “AŞŞIH” nedir? düşüverdi tuzağıma Hani televizyonda saz çalıyorlar ya o değil mi? Lokma düşti elimden, gülim mi? ağliyim mi? Oğlum ona aşık derler, şimdiki halk ozanı Ahh… bir elime geçirsem lehçemi bozanı Hıı… dedi oğlan… baba aşşıh nedir? Hanım yandan söylenir hele yemeğinizi yiyin Peşgun gahsın ortadan, ne söylersez söyleyin Hızlı hızlı yendi yemek, sofra ortadan kalktı Sabırsız oğlan şüpheyle yüzüme baktı Baba…aşşıh nedir? Bir elim belimde öbür elim cebimde Tutulaydı dilim aklıma nerden geldi hemende Attım elimi omzuna, salona götürdüm Zora düşmüştüm hani, kesik kesik ösgürdüm Oğlum sana gençliğimi anlatayım dinle Anlasanda anlamasanda sözümü kesme Bu şehri Erzurum’da güzel günler var idi İnsanları dadaş sokakları dar idi Bizler geniş bacalarda toz toprakta oynardık Cığızlanan insanları adamdan hiç saymazdık Maziye daldı aklım, gözlerim buğulandı Yıllar öncesi gençliğim hayalimde canlandı Baharın ilk müjdesi, garlar yeni erimiş Gavak mahallesi bacaları azdan az yeşermiş Yerlerden buğ çıkıp, göğe doğru yüskelir Cevriye ablagilin Cevdet aşşahtan gelir Neşesi yerinde belli hınzır hınzır gülir Oğlum aşşıh oynirmisen? Sende bu oyuni heç bilmirsen Hemen ilk gıcığıni verdi Gel seninle “ŞEG” oyniyah dedi Bak üstüme gonuşma Sende ileri adım atma En kötü aşşıh’ı seçtim yan yana goyduk Elimizde “ENEKELER” bir o bir ben gondurduk Ben dipci oldum, cevdet’de yancı Başladı bende heyecanlı bir sancı Üç adım öteye gondi, aşığım nesen? Sessizce cevap verdim doldurim fesen Aşığı çiğ geldi, bende azcık dipten uzağa Yavaşça gondum çukurca bir tuzağa Aldı enekeyi baş ve işaret barmağında dönderdi İleri yarım bir adım attı, aşşıhlara gönderdi Tak! Diye bir ses duyuldu Tikili aşşıhlar bozuldi töy oldi O’nun enekesine töy! Gitti bizim bir aşşıh vey! Sık sık aşşıhları sayirem mala malam yuduzmadım Gınali leppez enekeyi sayılana gatmadım Gara yelin tozları hep üstümüze gondi Kıkırik kesilen parmaklar soğuktan dondi Eller “GOGOR” bağlamış, ”HIMİKLER” akir Gelen herif geçen gari hep bize bakir Aşimdi tandır olsa ayaklarımızı sallasak Eritsek gurşunlari enekeyi nallasak “MAZANNİ”ler görindi, yanımıza geldiler ikimizin etrafını bir güzel çevirdiler Eldeki aşşıhları ceplerimize doldurduk Ağrıyan belimizle ağır ağır doğrulduk Gardaş! çuri! gaç adım Bunlar aşşıh çurlıyacak annadım yeddi adım bir gaya Gözler yere çevrildi gaya aramaya Garışacak ortalık,hır çıkacak besbelli Enekemi değiştirdim ortası telli Cevdet…Cevdet seni yere giresen Baban eve geldi köteğin var bilesen Cevriye abla tırhıştan bağırdi, canımızı gurtardi Aşşıh oyununun devamı ertesi güne galdı Gün anasına guşlar yuvasına gavuşdi Mazanniler vazgeçdi başımızdan savuşdi Segirde segirde ESATOĞLU çesmesine vardık Alacalı ellerimizi yıkamaya başladık Eski hanın duvarına cakkıl dayali İç içe duran helkelerin gulpları gırmızıynan boyali Yaşlı çeşme elede cıl cıl akir Suyun değdiği yerler alav alav yanir Su daşıya daşıya omuzlar hep çökerdi Cakkılla beceremeyenler çoğusuni tökerdi Uyşan ayağımi indirdim divandan Esneyen oğlana yavaşça baktım yandan İşte “AŞŞIH” budur oğlum biz bele oynardık Gece rüyasını görür, oynamaya doymazdık Manidar manidar baktı oğlan yüzüme Şu suali ekledi en son sözüme BABA…GOGOR NE Kİ?

SEVDİM SENİ ALLAH’IM

Nokta nokta izlerde Secde eden dizlerde Parıldayan yüzlerde Sevdim seni Allah’ım Ölülerde sağlarda Bahçelerde bağlarda Başı duman dağlarda Sevdim seni Allah’ım Dalga dalga nazlarda Çokluklarda azlarda Sünnetlerde farzlarda Sevdim seni Allah’ım Kalem, sohbet hecede Gündüzlerde gecede Öncede evvelcede Sevdim seni Allah’ım Gök yüzünde boşlukta Kalbe gelen hoşlukta Seher vakti kuşlukta Sevdim seni Allah’ım Sema’da yıldızlarda Alemde ıssızlarda Tuzluda tuzsuzlarda Sevdim seni Allah’ım Kalbe hüzün verişte Evirip çevirişte Lebbeyk, lebbeyk deyişte Sevdim seni Allah’ım Varlık ile yoklukta Açlık ile toklukta Uykuda uyanıklıkta Sevdim seni Allah’ım İhvanda, dervişanda Meşayıhta, sultanda Dalga, dalga ummanda Sevdim seni Allah’ım Habibin nefesinde Muhabbet kafesinde Sevdanın cümlesinde Sevdim seni Allah’ım Tatlı canım vermeden Huzuruna girmeden Cemalini görmeden Sevdim seni Allah’ım Üveyslerin boşuyum Geylaninin kuşuyum Sevdanın sarhoşuyum Sevdim seni Allah’ım Habibullah gözünde Pir’lerimin izinde Üveyslerin yüzünde Sevdim seni Allah’ım

HUZURU KULLUKTA BULDUM SULTANIM

Canımı cananın ardına sardım İlimi, irfanı ehlinden aldım Muhabbet ehlinin yanında kaldım Huzuru kullukta buldum sultanım Adâbı, erkânı bildirdi kitap Gözümden yaşları indirdi hitap Mevlâ’yı sevene oldum muhatap Huzuru kullukta buldum sultanım Tevâzu ehline sonsuzdur saygım Rızkı veren Hüdâ olmaz ki kaygım Utanırım Ya Rab çoktur ayıbım Huzuru kullukta buldum sultanım Halkayı zikirde yandı ciğerim Allah için dervişleri severim Şah-ı Geylani ‘den himmet dilerim Huzuru kullukta buldum sultanım Üveys Kâdiri’yim elde fermanım Dizimde kalmadı gücüm dermanım Mevla’ya kurbandır bu edna canım Huzuru kullukta buldum sultanım