Karanlıklar içinden bir ses Duyarsan ...
Devamını Oku...Karanlıklar içinden bir ses Duyarsan ...
Devamını Oku...Aylardan nisan toprak çok ıslak ...
Devamını Oku...Toplandık halkaya nur oldu kalpler ...
Devamını Oku...Coşkun akan iki ırmak, buluştular ...
Devamını Oku...Doldu her taraf
Dondu her taraf
Bir yağdı, pir yağdı
Yukarıda ne varsa
Hepsini aşağı aldı.
Beyazı, bembeyaz
Soğuğu soğuk yaptı
Cemrenin bereketi düşünce havaya
Kıyamet oldu düştü buraya
Erzurum’a
Tam kırk bir saat
Durmadan yağdı
Kuşlar korktu, itler sustu
Rüzgâr esti uludu, esti uludu
Gök delindi
Her yerden kar düştü
Çeşit çeşit, şekil şekil
Hepsi de beyaz, hepsi de soğuk
Kapandı kapılar, açılmaz…
Yol yok, geçilmez
Sular bile bir çeşit, içilmez
Burası Erzurum…
Burası benim şehrim
Memleketim…
Karga yok, serçe yok…
Çıkmadılar, çıkamadılar
İz yok, ses yok
Uçmadılar, uçamadılar…
Camiler yetim kaldı
Ezanlar sustu…
Mikrofonlar dondu
Öyle bir gün, öyle bir kış
Hicri yılbaşı, Şubat
O bizim şubat…
Bilirdik yağdığını
Bilirdik, sabrımızı yokladığını
Amma…
Böyle bilmezdik,
Böylesi ilk defa
Yüz elli beş santim
El işlemez, ayak işlemez
Memleketim benim…
Ne olacak?
Herkes korkuyor,
Elektrikler bile, gidip, gidip geliyor…
Fırın var, ekmek var,
Yol yok…
Getiren yok, götüren yok…
Almak mı?
Çık dışarı, çık ta gör, çık ta al…
Yardım…
Kriz masası!
Kendi aracı saplanmış kara
Himmeti yok ki ede
Kurtulsa kardan, kaçacak oradan
Burada kaldık diyor, o’da yardım istiyor
Yirmi iki şubat cumartesi
Göz gözü görmüyor
Yirmi üç şubat Pazar
Artık ne olur bilinmez
Araçlar kayboldu, bulunmaz
Gel deyince çatıya
Karlar kaldı yatıya
Gökte olan yere indi
Kullar haddini bildi…
Bu gün ölenler kaldı
Morga konup saklandı
Kapandı bütün yollar
Sakin kaldı mezarlıklar
Ölüler dirilere ağladı
Ağlanacak kadar çok kar vardı
Şehir ölü, şehir sessiz
Vali izinde, şehir sahipsiz.
Bize bizden fayda var
Davranın dadaşlar
Kimi kürek, kimi hal
Konuşma yok, ağızlar lal
Başlandı işe,
Kepçe, loder, dozer
Çıktılar ortaya teker teker
Üç gün sürdü bu kavga
Belediye, DSİ, Karayolları,
Sıvadılar kolları…
Kavga’da TEK yoktu,
Onların işi daha da çoktu
Hükümet!
Parti, partiler?
Leyla…Mecnun…
Elektrik.! Mum! …
Teki üç yüz elli bin,
Sevinin zalimler sevinin
Tın tın yürüyor bir nine
Atkısı kaymış, lastikli mesleriyle
“Ula oğul bu ne iştin bilemedim
Torunum yakın
“Ona gidim dedim”
Eli eldivenli ninem
Dünya tatlısı ne diyem…
Dede vermiş dalını kara
Boyu yetmiyor ki minibüs göre
Üç gün boyunca çalışıldı
Sonuca varıldı,
Kar çok sağa, sola atılmaz
Bedava, kimse almaz, parasız kalkmaz
Nede çok adam varmış,
Dairelerde otururlarmış…
Şimdi hepsi de iş başında
Yaşlı, genç kar savaşında
Kira, yardım işi bitirdiler
Belediyeler mi? sınıfı geçtiler
Birlik olunca güçler,
Engel mi kalır
Bu kadar karı neresi alır
Hani gelmedi diyenler,
Bizi artık sevmiyor diyenler
Bir yağsa, hastalık kalksa
Dediler…
Gelir dedik, inanmadılar
Gelir. O bize sevdalıdır
O bize vurgundur
O bizsiz edemez
O bizden esirgemez…
İşte geldi, işte yağdı
Öyle bir doldu
Öyle bir dondu
Ne oldu?
Bir şehir var orada,
Yaylara dediler…
Dadaştır…boş ver…
Alışmışlar, bir şey olmaz…
Onlar sıcak kanlı,
Onlar donmaz…
Donduk, kardeşim donduk…
Biz artık donanlardan olduk…
Ha… siz yine gelin
Biz ağırlarız… yine alkışlarız…
Daha ne oldu ki?
Bizde bu uysallık varken
Sizlere darılmayız…
Kavgaya sarılmayız…
Kar dediğin nedir ki, yağarda erirde
Ahhh! birde sel olmazsa…
Ahhh! birde çığ düşmese…
İşte geldi,
İşte düştü…
Orada bir şehir var
Yaylada…
Onlar üşümezler…
Onlar ufukları beklerler
41 saat…
Şu kadar bir kar…
Olsun… olsun…
Ne oldu ki?
Hey orda kim var?
Kimler var? …
Ankara… Ankara…
Düştük dara…
Bizde sizdeniz…
Anlasanıza…